Eser Sahibinin Manevi Haklarına Tecavüz Suçları

Bu Yazıyı 5 dakikada okuyabilirsiniz.
Yayınlanma Tarihi: 24 Nisan 2019

Eser, sahibinin özelliklerini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan fikir ve sanat ürünleridir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, eser sahiplerinin, eserleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmek amacıyla düzenlenmiş olsa da aslında eser sahibinin, eseri üzerinde tek bir mutlak hakkı vardır; telif hakkı.

Kanunda manevi ve mali haklar şeklinde teorik bir ayrıma gidilmesinin sebebi, eser sahibinin haklarını ayrıntılandırmak ve dolayısıyla daha etkin bir koruma sistemi sağlamaktır. Bu yazımızda öncelikle eser sahibinin manevi haklarını belirleyip, söz konusu haklara tecavüz suçlarını ve yapılabilecekleri inceleyeceğiz.

Eser Sahibinin Manevi Hakları

Eser Sahibinin Manevi Hakları

1- Eseri kamuya sunma(umuma arz) yetkisi:

Eser, bastırılarak, internette yayınlanarak, televizyonda izleyiciye sunularak, kamuya açık bir alanda duvarlara yapıştırılarak, hatta ve hatta elden dağıtılarak yani herhangi bir şekilde kamuya sunulabilir, eserin kamuya sunulması için illa ki yayınlanmış olması veya temsil ediliyor olması gerekmez. Ancak söz konusu eserin kamuya sunulup sunulmayacağı, sunulacaksa ne şekilde ve ne zaman sunulacağı tamamen eser sahibinin insiyatifinde olan bir haktır.

Bu hak, sahibi tarafından bir kere kullanılabilir, doğal olarak bir eser kamuya ancak bir kere sunulabilir. Eser, bir kez kamuya sunulduktan sonra geri dönüşü yoktur, artık çoğaltılmaya, kopyalanmaya açık hale gelmiştir. Eseri kamuya sunma yetkisini devralan mali hak sahipleri dahi, yetkilerini eser sahiplerinin itibarını zedeleyecek şekilde aleyhine kullanamazlar.

2- Adın belirtilmesi yetkisi:

Adın belirtilmesi, salt eser üzerinde sahibinin adının belirtilmesi anlamına gelmez. Adın belirtilmesi yetkisi, genel olarak eserin sahibi olarak tanıtılma hakkıdır. Bu hak, eser sahibini eserinin sahiplenilmesi ihtimaline karşı eser hırsızlarından da korur. Çünkü bu hak diğer kişilere eser sahibini anma ve belirtme mecburiyeti yükler, örneğin bir musiki eseri bir filmde kullanılıyorsa öncelikle eser sahibinden izin alınmalı ve  mutlaka film jeneriğinde eser sahibinin adı belirtilmelidir.

3- Eserde değişiklik yapılmasını önleme hakkı:

Eserin özelliklerinden biri sahibinin hususiyetini taşımasıdır. Eser sahibinin hususiyeti yani özelliği, eserin sadece tamamında değil, her zerresinde, bölümünde, kısmında mevcuttur. Bu sebeple, eserin herhangi bir yerinde yapılacak bir değişiklik eserin eser olma vasfını dahi kaybettirebilir, bunun doğal bir sonucu olarak eser sahibinin eserde değişiklik yapılmasını önleme hakkı vardır. Bu hak uyarınca, eser sahibinin izni olmaksızın, eserde veyahut eser sahibinin adında, kısaltma, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz. Örneğin bir edebiyat eserinde ekleme-çıkartmalar yapılması, eserin eser olma vasfını kaybettirecektir.

4- Eser sahibinin zilyed ve malike karşı hakları:

Bu hak doktrinde “eserin aslına ulaşma hakkı” olarak tanımlanır. Hakkın özünde eser sahibinin, eserin aslını , eser malik veya zilyedinden geçici olarak iade etmek üzere talep edebilmesi vardır.

Eser Sahibinin Manevi Haklarına Tecavüz Suçları

FSEK madde 71 hükmünde düzenlenen suçların tamamı eser sahibinin manevi haklarına ilişkin suçlardır. Bu suçlar herkes tarafından işlenebilen suçlardandır.

1- İzinsiz Olarak Eserin Değiştirilmesi:

Eser, eser sahibi tarafından kamuya sunulmuş olsun veyahut olmasın fark etmeksizin, eser sahibi veya halefinin izni olmaksızın, bir eseri, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletmek veya yayınlamak, işlemek, temsil etmek, çoğaltmak, değiştirmek, dağıtmak, hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz etmek, satmak, kiralamak veya ödünç vermek, ticarî amaçla satın almak, ithal veya ihraç etmak, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulundurmak ya da depolamak suçtur

2- Eser Sahibinin İsim Hakkının İhlali:

Eser sahibi, eserini kamuya sunarken kendi tam adıyla sunmak zorunda değildir. Rumuz, lakap, herhangi bir kısaltmayla birlikte eserini kamuya sunabilir. Hatta eserini kamuya anonim bir şekilde de sunabilir. Ancak eserini anonim bir şekilde kamuya sunması veyahut rumuz, lakap vb. kullanması, eser sahibinin, eser üzerinde adının belirtilmesi hakkını engellemez, ortadan kaldırmaz. Anonim bir eser dahi eser sahibinin, eser üzerindeki hak ve yetkilerini ortadan kaldırmaz iken başkasının eserine kendi eseriymiş gibi ad koyan kişinin fiilinin suç niteliğinde olduğu açıktır.

3- Kaynak Göstermeden Alıntı Yapma(İktibas):

FSEK md. 35 gereği, serbest yararlanma ve esinlenme hakkı kapsamında teorik olarak alıntı kısıtlanmaz. Alıntı yapmak, kamu yararı gereği kültürel, bilimsel ve teknik gelişmelere katkı sağlaması amacıyla kabul görmüştür. Ancak her özgürlükte olduğu gibi alıntı yapmanın da belli bir usulü ve sınırları vardır. Meşru bir alıntının mevzubahis olması için alıntı yapılan eserin kaynak olarak gösterilmesi ve alıntı yapıldığından bahsedilmesi gerekmektedir.

4- Kamuya Sunulmamış Bir Eserin İzinsiz Kamuya Arzı, İçeriği Hakkında Bilgi Verilmesi:

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz üzere, eser sahibinin eserini kamuya sunma yetkisi manevi haklarındandır. Büyük bir fikri ve fiili bir emek sonucu oluşturulmuş bir eserin, sahibi tarafından kamuya sunulmadan bir başkası tarafından kamuya sunulması ve içeriği hakkında bilgi verilmesi eyleminin suç olarak düzenlenmesi eser ve sahibinin korunması ve hatta gelecekte oluşturulacak olan eserlerin güvence altına alınması kapsamında bir gereksinimdir.

5- Eserle İlgili Olarak Yetersiz, Yanlış ve Aldatıcı Kaynak Gösterme:

Bu fiilin suç olarak düzenlenmesi, eser sahibinin, oluşturmuş olduğu eseri ile anılma ve tanınma hakkının bir güvencesi niteliğindedir. Hukukumuzda eser hırsızlığı anlamında kullanılan intihal kelimesi, arapça kökenli olup, “aşırma” anlamına gelmektedir. Eser sahibinin, eserinden alınmış olan parçalarla ilgili olarak yanlış, yetersiz ve aldatıcı nitelikte kaynak gösterilmesiyle intihal suçu vücut bulmuş olur. Bilindiği gibi eser olmanın şartlarından biri de, eserin sahibinin özelliğini(hususiyetini) taşımasıdır, intihal suçunun oluşması için de eser sahibinin özelliğinin, intihalde bulunulan esere aynen geçmesi gerekmektedir. Kanunun eser sahibinin adının belirtilmesini zorunlu kılmadığı haller dışında(FSEK 32,34,45,40 vb.), alıntı, alıntı yapılan kaynak gösterilerek yapılmalıdır, aksi takdirde ilgili fiil suç niteliğinde olacaktır.

6- Bir eseri, İcrayı, Fonogramı veya Yapımı, Tanınmış Bir Başkasının Adıyla Çoğaltma, Dağıtma, Yayma veya Yayınlama:

Kamuoyu nezdinde tanınan, belli bir ün ve şöhrete sahip kişilerin ismini kullanarak bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı çoğaltmak, çoğu zaman bu ürünlerin hızla yayılmasını sağlamak  gayesiyle yapılmaktadır. Gerçekten de sanatçıların kişilikleri ve toplum nezdindeki popülerlikleri, söz konusu ürünlerin ticari amaçlarla pazarlanmasını hızlandıracaktır. Örneğin Fazıl Say ve Serenad Bağcan’ın eserlerinden oluşmayan bir albüm kapağına Fazıl Say ve Serenad Bağcan’ın ismi konulursa toplum nezdinde daha hızlı yayılabilecektir. Aynı zamanda kişilik haklarının ihlali anlamına gelen bu fiilin suç olarak düzenlenmesinin sebebi görüleceği üzere eser sahibinin üretimini, geçmişini ve sanatçı kimliğini korumaktır.

Manevi Haklara Tecavüz Durumunda Yapılabilecekler:

Şimdi Yorum Bırakın

Bu sitedeki tüm yazı ve içerikler Kurtulus & Partners Law Firm aittir

Site İçi Arama

Bizimle İletişime Geçin